10 Ekim 2009 Cumartesi

Yazının sahibi ve O....

bu yazının sahibi pek sever melankolik cümleleri...
O sevmez...
bu yazının sahibi ve O bundan tam 12 sene önce tanıştılar..."bu tediye noluyo ya" diye birşey anlatmıştı,çok iyi hatırlıyorum ondan sonra başladı herşey...
yazının sahibi kitap,defter,silgi bile getirmeyen "artis" lise gençliği gibi olmaya çalışıyordu...O ise,lisede bile etiket yapıştırıyordu defterlerine...Farklıydı,farklı oldugunu biliyordu...bulundugu küçük çevrenin dışındaki hayatı çok erken farkedenlerdendi...bu yazının sahibi ile birbirlerine sinir ola ola aynı sırayı paylaştılar,sonra sevdiler galiba birbirlerini...
sonra...
İngilizce sınavında kağıt değiştirdiler,voleybol turnuvasına katıldılar,(evet tabiki takımdaki en iyi oyuncu O'ydu),aynı dershaneye gittiler,derste su içme modası çıkardılar,tatillerde arapça mektup yazdılar,Kızılaydan cebeciye yürürken,tamda Ted kolejinden gecerken farkettiler,sonra her umutsuzlukta "herşey para" dediler..
tenis turnuvalarını izler,yabancı şarkılar dinler,birde sanki kraliyet ailesine mensup gibi hiç sektirmeden ingilizce kelimeleri yuvarlayıp söylerdi.capital radyoda canlı bağlantıya çıkardı.güzel gülerdi...ağlamayı sevmezdi..zaten bir kere gördüm Onu ağlarken...
sonra aynı üniversiteyi kazandık,tavuk şinitzel varsa yemekhaneden,yoksa tarkan abiden yedik...çayı gökkuşagından içtik,kitabı birleşikten aldık...D&R hesabına borcu takıp takıp,kimin parası varsa ödedik...burs çıkınca "pastatistan" aradık,ve büyük yaş pastayı üçe böldürüp yedik...(süper bir pastaneydi hakkaten)ve daha bir çoğu..
ben başka havalardayken,en çok O yanımdaydı...çok mutsuz bir günümde eve gelip beni ziyaret etmişti,gecer demişti...geçti de...
önce ben evlendim,sonra O.
önce onun oğlu oldu,sonra benim kızım...
Önce O mu Amerikaya gitti ben mi Azerbaycana geldim,orasını hatırlayamıyorum...
Özetle çok kıymetli bir dostumun doğum günü bugün...
söyledikleri hep gerçekleşti...
28 yaşıyla ilgili de bir söylediği vardı ama onu unutmak istediğim için unuttum...
bugün 26 yaşına girdi...senenin sonunda doğan şanslılardan kendisi...
adı Tuğba...
İlkokuldaki kütüphane Kartı bende,saklıyorum hala...
yazının sahibi ağlaktır,sulugözdür...
O daima güçlüdür..
ama kimbilir belki de bu yazıyı okurken ,sevdiklerinden uzakta dolmuştur gözleri...
beni kitapla tanıştıran,bu da gecer demeyi öğreten,kafanıza tokadan başka birşey takmayın diyen,ayça şen başkanın sebastiancarlos'u...
iyi ki doğdun...
iyi ki...
dilerim bundan sonrası,çok çok daha güzel olur...

kitaplar
Frederic Forsthy -Çakal (lisede okudugumuz en iyi macera kitabı)




Orhan Pamuk-Benim adım kırmızı(Okuduktan sonra adamın bütün serilerini almaya karar verdiğimiz kitap)





Cezmi Ersöz-Hayallerini yak evi ısıt(ben cezmi ersöz manyagıyken,bana aldıgın,ve not olarakda "sanırım alınmadık birkaç kitabı kaldı bu herifin diye yazdıgın" kitap...

tekrar,tekrar...
iyiki doğdun..
insan ömrüne Böyle kaç dostluk sığar...

bu şarkıda benden sana...



2 yorum:

tugba dedi ki...

yorumunuzu birakin diyo.. hemen birakiyorum bi kac cumle.. cook tesekkur ederim. elbette aglamadim:)) ama herseyle birlikte ben de degistim. seninle, esimle, oglumla, Amerikayla vs vs.. onun icin aglayacaktim az kalsin diyeyim:)) ama cogunu kahkaha atarak, hakikaten agzim kulaklarimda okudum. iyi dedim tip bayramina daha cok var..
hulasa: cok tesekkur eder. seni cok sevdigimi belirtirim:)) opucukleri de unutmuyorum. binlerce..

elifinmutfagi dedi ki...

allah allah başımıza taş yağacak:))