BAKÜ'DE HAYAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BAKÜ'DE HAYAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2009 Perşembe

Ben sustum,fotograf konuşsun...


Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır.
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına

Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin,
Radyo dinliyorsundur yada susarak
Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir...


Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin
Belki de anılarını deşiyorsun, bir olmazı,


Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi, bir elma yemeyi kurarak,
Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin.



Mahpus gibi, tutsak gibi, belki kök gibi
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir.

Belki de kendini bağışlamıyorsundur.
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü.
Kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır...
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur

Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sende benim gibi ölesiye yalnızsındır...

sevdiğim şiirdir,nedense bu denli kalabalık,kozmopolit,canlı,özgür Bakü'nün merkezinde bu halkın kaderinde ne kadar yalnız oldugunu hissettim,bu sanki bir yolunu bulup yükselme,bu bir umut,bu sanki bir şey olacak herşey değişecek inancı...ne bileyim...belki de sadece bana öyle geldi...
(Şiir:Afşar Timuçin)



11 Nisan 2009 Cumartesi

Rüzgarın Şehri Bakü


......
Dur! bırak kalsın açma televizyonu
Bana istanbulu anlat nasıldı?
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle.
Hep kahır hep kahır
Bıktım be...
Dur! bırak kımıldama kal biraz öylece n'olur
Kokun istanbul gibidir gözlerin istanbul gecesi
......
gibi birşeydi hatırladığım kadarıyla...
cem karacanın sesinden dinlemiştim...
üniversitedeydim..
şimdi başka bir yerdeyim...

işte karşılaştıklarım,unutamayacaklarım...

öncelikle ilk yanılgım bakü denilince yada azerbaycan denilince nedense aklıma hep köy gibi bir yer geliyordu..geldim gördüm ki halt etmişim..
yurt dışından gelen yatırımlarla (özellikle petrol çıkaran ingilizler sayesinde)gelişmiş ve pahalı bir ülke.türkiyenin 2 katı kadar pahalı.1 manat:2 lira,dolar üzerinden cevirecek olursak 0.80manat:1 dolar..

dil ayrı bir mesele..insan gelmeden önce amannn nasılsa türkçe anlaşırız anlaşırız diye düşünüyor..ben bu kadar farklı olacagını tahmin etmemiştim,sadece aybalam diyorlardır diye gülüyordum laf aramızda:))ekmeğe çörek,patatese kartof,havuca kök,nasılsın yerine neciseeenn,yardım etmek anlamında kömeklik etmek,aparmak,çatdırmak gibi bir sürü değişik kelime..

hava her daim esiyor,bundan demişler zaten rüzgarın şehri bakü diye..

halkın hali içler acısı...sovyet zamanında bir evi,işi olan kendini kurtarmış,ülke petrol açısından zengin ama esas halk fakirlik çekiyor..demokrasinin ve cumhuriyetin yerleşmesi gerçekten sancılı...

pekiii azeriler türkleri seviyor mu?bence hayır..şimdiye kadar kötü muamele görmedik ama sevdiklerine dairde bir ibare,bir iz de görmedik..kardeş milletiz felan deniyor ama ben türklere karşı pek sevgi beslediklerini düşünmüyorum,daha çok nötr durumdalar.birde tabii türkiyeden gelen türklerin burda biraz lüks semtlerde azerilere tepeden bakmaları da etkili olmuş olabilir...

din konusunda çoğunlukla müslümanız diyorlar ama tabi sovyet zamanındaki etkilerden dolayı hayatlarında din etkisi zayıf...2 yıl öncesine kadar ezan sesi duyuluyordu ama şimdilerde ezan okunmuyor,Türkiye diyanet işlerine bağlı camiler var...üst komşum leyla hanımın sözleri benim çok hoşuma gitti,müslümanım ama ne gerek var öteki dünyayı düşünmeye ben mutluyum (bizimkilerin benim kalbim temiz demesi gibi)manasında birşeyler diyordu..
birde burda din polisi diye birşey var,bizdeki ahlak polisinin karşılığı gibi.özellikle şehitlikte gençlerin hareketlerini düzenliyor(!)

düğün adetleri çok değişik,düğünler acayip şatafatlı,yemekler,mezeler,içkiler...şadlıg sarayı (düğün salonundan daha gösterişli) denilen yerlerde yapılıyor ve takı merasimi,takı takmak gibi bir adet yok..onun yerine düğüne gidiyorsunuz,gönlünüzce yiyip içiyorsunuz,çıkarkende çıkış kapısındaki kutuya zarfa koydugunuz bir miktar parayı atıyorsunuz,işte bu...

maalesef her alanda(otoparktaki görevliye arabaya yer ayırması için bile) şirinlik,hörmetlik etmek gerekiyor.oturum izni almam için sağlık raporu almam gerektiğinde doktorun açıkça aldığı rüşveti görünce çok şaşırdım...tek yön olan sokağa yanlışlıkla girince biz daha birşey demeden polisin kamera çekti hörmet olmaz demesi...yeni yılda site görevlisinin şirinliğimi vericeseeenn demesi...ülkemin gerçekten -arada skandalları bile olsa -iyi bir ülke oldugunu bir kere daha anladım.
bu noktada akıllara acaba biz türküz de ondan mı böyle şeylerle karşılaşıyoruz diye sorular gelebiliyor...eve gelen yardımcım da aynı şeylerden şikayet ediyor...bizim ülkemizde allah insanın yolunu doktora düşürmesin diyor..neyse ki amerikalı ve ingilizlere hizmet eden birkaç güvenli yer var,oraya gidebiliyoruz..
biraz da sokaktan haber vermek lazım...kadınlar müthiş bakımlı,yüksek topuklar,kısa miniler,alışveriş çılgınları,sosyetikler,kürklü kadınlar,saçlar çoğunlukla fönlü,göz makyajı olmazsa olmaz...erkeklerde aynı bakım yok...
en büyük şans türk mallarının bir çoğunu bulabiliyorsunuz.Migros'un bulgaristan ve baküdeki adı olan Ramstore saolsun,çok pahalı ama bulunamayacak şey yok..birde tabiii insan ilk geldiği dönemde her gördüğü fiyatı 2 ile çarpıp aaa şu kadar lira diye kıyaslamadan gecemiyor..sonra alışılıyor tabi,neticede burda maaş olarak aldıgınız parada türkiyenin 2 katı:))
ev konusu ise,iyi bir yerde oturayım derseniz 1200 dolardan aşağı ev bulamazsınız.ama bu evler mobilyalı oldugu için eşya sıkıntısı yok,herşey içinde...

insanların çoğu kibar,özellikle çocuklu oldugumuz için de olabalir,yada dışarıdan azeri olmadıgımız anlaşıldıgı için de olabilir bilemiyorum...kucagımda kızım,yaya geçidinde bekliyorum ışıgın yeşil olmasını.çift yönlü hızla akan trafigi benim için polis durdurdu ve gel yaptı eliyle...ben dumur olmuş bir şekilde karşıya geçtim(pasaportum yanımda değildi bu jeste sevinmek yerine korktum:))ee onun içinde ceza var,ceza olmasa şirinlik var değil mi ama?

başka bir zaman devam etmek üzere...

10 Mart 2009 Salı

Sahil'den...



sahil boyunca park yapmılşar,genelde çocukların bindiği atlı karınca tarzı şeyler..farklı bir sosyal yaşam olmadıgı için,hafta sonları aileler,gençler,yaşlılar herkes sahilde..büyükler patlamış mısır yerken,küçükler etrafta koşuşturuyorlar..
sahil'de elbette olmazsa olmaz çay gelenegi...azerilerin çay anlayışları farklı,çayı şekerli içmiyorlar,çay servis edilirken yanına istediğiniz türden recelleri söylüyorsunuz masanız döşeniyor...küçük bir porselende servise hazır cay,servis tabagı,ışıl ışıl receller...soğuk havada iyi geliyor insana...şekersiz çay olayı iyi çünkü azerilerin çayı acı,arap çayı gibi...eşimin Qatardan getirdiği çaylara yakın bir tadı var..

7 Mart 2009 Cumartesi

Targovi'den...



yaklaşık 3 aydan beri baküde yaşıyorum.nasıl bir yer hayal etmiştim şimdi hatırlanmıyorum,ama beklediğimin çok çok daha üstünde bir yerle karşılaştım,sevindim..tek dezavantajımın baküye kışın gelmek bir şanssızlık oldugunu düşünüyorum.ayrıca baküde yaşayan 30 bin türk nüfüstan(duyduguma göre)gördüğüm türk sayısı toplasanız bir elin parmaklarını gecmez ..peki nerde bu türkler...artık ramstore de türk avına çıkmıyorum belki de ondan...evet burdaki hayata alıştım...


bu fotograflar bakünün merkezi targovi'den..bütün ünlü markalar,gençler,ankaranın kızılayı gibi...sahile de yakın...

bir ayrıntı:bir ülkenin kızları bu kadarrrr mııı bakımlı olurrr,bu kadarmı full makyaj,full kıyafet,aksesuar,saçlar...şaşırttı beni azeriler..merak edenler için söyleyeyim erkeklerde aynı bakımı göremedim...

koskoca şehirde bir tane bile alışveriş merkezi olmaz mı?yokkkk..alışveriş merkesinden anladıkları,kıytırıktan ticaret merkezi,o da uyduruktan hediyelik eşya satan magazalar....



burası da genellikle türklerin geldiği merkezde bir cafe...