19 Nisan 2009 Pazar

Bahar mı gelmiş ne...

" ...Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum..."





mutluyum sevgili blog,
havalar güzel diye hemde başka bir sebebi yok...
denizi olan bir "yer"de yaşamak güzelmiş...
denizi görmeden yaşayamam diyenleri şimdi şimdi anlıyorum...











hafifçe,usul usul bir yağmur yağıyordu bu şehre geldiğimde...
yollar geniş,insanlar esmer ve çok kötü araba kullanıyorlardı...
nasılda alıştım şimdi...







güzel birgündü...
bahar havası içinde...
usul usul yağanyağmur yerini ılık bir bahara bıraktı...
denizden gelen ılık rüzgarla anladım bu sabah...
herkese mutlu bir hafta diliyorum...









17 Nisan 2009 Cuma

Bahar'ın Dogum Günü-Çikolata Soslu Tavuk Göğsü



"Ne günler gördük senle
Biraz dert biraz keder
Yalancı sevdaları, yaşadık birer birer..

Hey benim paşa gönlüm
Yılları çürüttün mü
Bunca zaman sonunda
Kendini büyüttün mü
Ne aşklar bitirdin sen
Ağladın ondan sonra
Nerde hata yaptık diye sorma...."

çok ağladık seninle...
çok da güldük...
hatta daha çok güldük galiba:)
sabahlara kadar yorgan altı sohbetleri,bayram gezmeleri,bisiklete binmeyi öğretme çabaları,dedikodu yapma,telefonda konuşma rekoru kırma,gelinlikle gördüğünde ağlama krizleri,düğünlerde kardeşininde yoğun çabalarıyla bana oynamayı öğretmeniz,halaylar,halay başı olup artistik hareketler yapma,akraba günleri,akraba günlerinin vazgeçilmez konuları eşliğinde uzun uzun konuşmak,bu evin sarı bezi nerde muhabbeti...:))


buraya yazılamayacak kadar çok hatıra,güzel günler geçirdik...hatırladıkça yüzümü güldüren...


sen benim canım kuzenim,baharım,en iyi arkadaşım,dostum oldun hep...
en zor günlerimin dayanağı,destek veren sırdaşım...
hiç yalnız bırakmadık birbirimizi...
dilerim yeni yaşında da hep beraber oluruz,bu güzel günlere başkalarınıda ekleriz canım...
nice mutlu yıllara...
senin için bu tatlıyı yaptım,umarım beğenir afiyetle yersin...
not:tarif yakında,coming soon..

Çıtır Tavuk

uykummm varrr...
acaba kaç geceden beri beybi uyuduktan sonra bende uyuyayım dinlenirim diyorum da sonra saat 2 lere kadar uyanık buluyorum kendimi..
kaç gecedir...
beybi doğdugundan beri desek?
ağlatma yöntemini(ferber) deneyerek bir düzen oluşturmuştuk biraz...saolsun azılar gelmeye başladıgından beri uyku hak getire..şimdi yeniden ferber mi deneyelim,o da insanın içini çok acıtan birşey..
neyse,yapacagız birşeyler..
bu tavuklara bayılırım..bana kentucky'nin menülerindeki gibi çıtır çıtır tavukları hatırlatıyor..
önceden haşlanmış(fazla haşlanmış olmayacak ki kızartırken dağılmasın)kanatları önce yumurtaya,sonra galeta ununa bulayıp kızgın yağda kızartacaksınız...sıcakken çıtırdatarak yiyeceksiniz:))

16 Nisan 2009 Perşembe

Zeytinyağlı Biber Dolması



havalar kapalı...
dün gece yağmur yağmış,sabah yollar ıslaktı...
benim için en güzel şeydir,yağmurlu bir sabaha uyanırsın,bir çay demleyip evinin sıcagında yağmuru izlersin...
bu sabah yorgun uyandım...
yalnızlıktan yorgun...
kızımla kahvaltı yaparken farkettim baya baya konuşuyorum 14 aylık ebru'yla...güldüm,iyice kafayı tırlattım dedim...
sonra biraz güneş açtı..bulutların arasından göz kırptı bana,yalnız değilsin dedi...dedi ve gitti...
zaten,mütemadiyen,hep öyle değil midir,sen gülümsersin,karşıdakinde güneş açar...


aslında tarifi vermek bile manasız herkes biliyordur,ama ayıp olmasın madem bir blog açtık,geçiştirmeyelim:))

  • 1 kilo dolmalık biber
  • 2 tane soyulmuş domates,
  • 2 su bardağı pirinç,
  • 4 kuru soğan,
  • 1 yemek kaşığı kuş üzümü,
  • 1 yemek kaşığı dolmalık fıstık,
  • 2 tatlı kaşığı nane,
  • 2 tatlı kaşığı karabiber,
  • 1 adet rendelenmiş sarımsak
  • yarım demet maydanoz,
  • 1 tatlı kaşığı limonun suyu,
  • 1 tatlı kaşığı tarçın,
  • 2 kesme şeker,
  • 1 çay bardağı kaynamış su,
  • yarım su bardağı zeytinyağı
  • Öncelikle biberleri yıkayın ve çekirdek yataklarını çıkartın. Biberin bir kaç yerinden içine su alması için bıçakla delin. Çukur bir kaba pirincinizi koyun ve ayıkladıktan sonra nişastası gidene kadar yıkayın.soğanları kavurun ve maydanoz hariç tüm malzemeyi ekleyin,suyu da ekleyip biraz pişirin,tam bir pilav gibi olmasın ama.daha sonra biberleri ağzına kadar ve sıkıca olmayacak şekilde doldurun,salçalı su yapıp biberlerin yarısına gelecek kadar koyun.kısık ateşte pişirin...ve mutlaka dinlendirerek servis yapın..
  • not:eğer iç artarsa (benim mutlaka artar,ya yetmez ya artar:)fotograftaki gibi soğanın içini oyuğ soğan,patatesde doldurabilirsiniz..özellikle soğanı tavsiye ederim çok lezzetli oluyor..hepinize afiyet olsun..

13 Nisan 2009 Pazartesi

Leo'nun Doğum Günü-Ispanaklı pasta


şimdiiii bu kocaman dilim kimin?
benim canım arkadaşım saliha'nın...
kendisi bugün yeni bir yaşına girdi...
bu pastayıda özellikle onun doğum günü için yaptım...yanyana olamasakda mumları üfledim,pastasını ben kestim,lise yıllarımızın ortak dostlarına birer dilim ayırdım...
ilk dilim tabiki doğum günü çocuguna,salihaya..
sonra tuba bakan,seher haşlak,sümeyye eraslan,zeynep seri,tugba arslan,fatma şimşek,ve tabii ben...(inşallah adını unuttugum kimse yoktur)


afiyetle yedik...


iyiki doğdun canım arkadaşım...

feyzanın annesi...
abdullahın sevgilisi,hayat arkadaşı...
selvinaz teyzenin ,nizamettin amcanın biricik kızı...
saidcanın,salihin ablası ...
11/n nin tarih dersinde uyuyan kızı ...
arkadaş sohbetlerinin aranılan yıldızı ...
lise yıllarının tarif edilmez sıcaklığı ...
gülmekle ağlamak kardeştir sözünün canlı tanığı...
hayatı boyunca yaşadıgı acele kararların şanslısı ...
bütün mutluluklar seninle olsun..nice yıllara,hep birlikte...


dilimlemeden önce fotograflamak daha iyi olurdu galiba:))
tarife gelince..
keki:
3 yumurta
1 neskafe fincanı şeker
1 demet ıspanak(yıkanmış,ince ince doğranmış)
yarım neskafe fincanı sıvıyağ
vanilya,kabartma tozu,un
yapılışı:3 yumurta ve şekeri beyazlaşana kadar çırpıyoruz,daha sonra ıspanak,sıvıyağ,vanilyayı ekliyoruz.diğer yanda un ile kabartma tozunu bir kapta karıştırıp kekin içine yavaş yavaş ekliyoruz.kıvamı normal kekten biraz daha koyu olacak.yağlanmış kalıba döküyoruz,175 derecede ilk 20 dakika fırının kapağını hiç açmadan pişiriyoruz.soğuduktan sonra,keskin bir bıçakla ikiye kesiyoruz,alta koyacağımız kısmın kenarlarından şekli bozmayacak şekilde biraz kesip alıyoruz,üstüne ufalayıp süslemede kullanacağız.
kreması:
1 yemek kaşıgı bugday nişastası
1 yemek kaşıgı un
2 adet muz(rendelenmiş)
vanilya
3 su bardagı süt
75 gr margarin
not:bu krema sadece kekin arası için kullanılacak,stü için 1 paket kremşanti hazırlanacak.hepinize afiyet olsun...

11 Nisan 2009 Cumartesi

Rüzgarın Şehri Bakü


......
Dur! bırak kalsın açma televizyonu
Bana istanbulu anlat nasıldı?
İnsanlar gülüyordu de
Trende vapurda otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle.
Hep kahır hep kahır
Bıktım be...
Dur! bırak kımıldama kal biraz öylece n'olur
Kokun istanbul gibidir gözlerin istanbul gecesi
......
gibi birşeydi hatırladığım kadarıyla...
cem karacanın sesinden dinlemiştim...
üniversitedeydim..
şimdi başka bir yerdeyim...

işte karşılaştıklarım,unutamayacaklarım...

öncelikle ilk yanılgım bakü denilince yada azerbaycan denilince nedense aklıma hep köy gibi bir yer geliyordu..geldim gördüm ki halt etmişim..
yurt dışından gelen yatırımlarla (özellikle petrol çıkaran ingilizler sayesinde)gelişmiş ve pahalı bir ülke.türkiyenin 2 katı kadar pahalı.1 manat:2 lira,dolar üzerinden cevirecek olursak 0.80manat:1 dolar..

dil ayrı bir mesele..insan gelmeden önce amannn nasılsa türkçe anlaşırız anlaşırız diye düşünüyor..ben bu kadar farklı olacagını tahmin etmemiştim,sadece aybalam diyorlardır diye gülüyordum laf aramızda:))ekmeğe çörek,patatese kartof,havuca kök,nasılsın yerine neciseeenn,yardım etmek anlamında kömeklik etmek,aparmak,çatdırmak gibi bir sürü değişik kelime..

hava her daim esiyor,bundan demişler zaten rüzgarın şehri bakü diye..

halkın hali içler acısı...sovyet zamanında bir evi,işi olan kendini kurtarmış,ülke petrol açısından zengin ama esas halk fakirlik çekiyor..demokrasinin ve cumhuriyetin yerleşmesi gerçekten sancılı...

pekiii azeriler türkleri seviyor mu?bence hayır..şimdiye kadar kötü muamele görmedik ama sevdiklerine dairde bir ibare,bir iz de görmedik..kardeş milletiz felan deniyor ama ben türklere karşı pek sevgi beslediklerini düşünmüyorum,daha çok nötr durumdalar.birde tabii türkiyeden gelen türklerin burda biraz lüks semtlerde azerilere tepeden bakmaları da etkili olmuş olabilir...

din konusunda çoğunlukla müslümanız diyorlar ama tabi sovyet zamanındaki etkilerden dolayı hayatlarında din etkisi zayıf...2 yıl öncesine kadar ezan sesi duyuluyordu ama şimdilerde ezan okunmuyor,Türkiye diyanet işlerine bağlı camiler var...üst komşum leyla hanımın sözleri benim çok hoşuma gitti,müslümanım ama ne gerek var öteki dünyayı düşünmeye ben mutluyum (bizimkilerin benim kalbim temiz demesi gibi)manasında birşeyler diyordu..
birde burda din polisi diye birşey var,bizdeki ahlak polisinin karşılığı gibi.özellikle şehitlikte gençlerin hareketlerini düzenliyor(!)

düğün adetleri çok değişik,düğünler acayip şatafatlı,yemekler,mezeler,içkiler...şadlıg sarayı (düğün salonundan daha gösterişli) denilen yerlerde yapılıyor ve takı merasimi,takı takmak gibi bir adet yok..onun yerine düğüne gidiyorsunuz,gönlünüzce yiyip içiyorsunuz,çıkarkende çıkış kapısındaki kutuya zarfa koydugunuz bir miktar parayı atıyorsunuz,işte bu...

maalesef her alanda(otoparktaki görevliye arabaya yer ayırması için bile) şirinlik,hörmetlik etmek gerekiyor.oturum izni almam için sağlık raporu almam gerektiğinde doktorun açıkça aldığı rüşveti görünce çok şaşırdım...tek yön olan sokağa yanlışlıkla girince biz daha birşey demeden polisin kamera çekti hörmet olmaz demesi...yeni yılda site görevlisinin şirinliğimi vericeseeenn demesi...ülkemin gerçekten -arada skandalları bile olsa -iyi bir ülke oldugunu bir kere daha anladım.
bu noktada akıllara acaba biz türküz de ondan mı böyle şeylerle karşılaşıyoruz diye sorular gelebiliyor...eve gelen yardımcım da aynı şeylerden şikayet ediyor...bizim ülkemizde allah insanın yolunu doktora düşürmesin diyor..neyse ki amerikalı ve ingilizlere hizmet eden birkaç güvenli yer var,oraya gidebiliyoruz..
biraz da sokaktan haber vermek lazım...kadınlar müthiş bakımlı,yüksek topuklar,kısa miniler,alışveriş çılgınları,sosyetikler,kürklü kadınlar,saçlar çoğunlukla fönlü,göz makyajı olmazsa olmaz...erkeklerde aynı bakım yok...
en büyük şans türk mallarının bir çoğunu bulabiliyorsunuz.Migros'un bulgaristan ve baküdeki adı olan Ramstore saolsun,çok pahalı ama bulunamayacak şey yok..birde tabiii insan ilk geldiği dönemde her gördüğü fiyatı 2 ile çarpıp aaa şu kadar lira diye kıyaslamadan gecemiyor..sonra alışılıyor tabi,neticede burda maaş olarak aldıgınız parada türkiyenin 2 katı:))
ev konusu ise,iyi bir yerde oturayım derseniz 1200 dolardan aşağı ev bulamazsınız.ama bu evler mobilyalı oldugu için eşya sıkıntısı yok,herşey içinde...

insanların çoğu kibar,özellikle çocuklu oldugumuz için de olabalir,yada dışarıdan azeri olmadıgımız anlaşıldıgı için de olabilir bilemiyorum...kucagımda kızım,yaya geçidinde bekliyorum ışıgın yeşil olmasını.çift yönlü hızla akan trafigi benim için polis durdurdu ve gel yaptı eliyle...ben dumur olmuş bir şekilde karşıya geçtim(pasaportum yanımda değildi bu jeste sevinmek yerine korktum:))ee onun içinde ceza var,ceza olmasa şirinlik var değil mi ama?

başka bir zaman devam etmek üzere...